confessions

kuniedaoi

bronze - birinci nesil otta

  1. toplam giri 58
  2. takipçi 0
  3. puan 546

howl's moving castle

kuniedaoi
animeye tamamen karşı olan babamla ortak noktamızdır. buradan da mizakinin insanlara ne kadar güzel ulaştığı sonucunu rahatlıkla çıkarabiliriz -sizi temin ederim- ayrıca şu ana kadar önerdiğim insanlar arasından ,ki çoğu anime izleyen insanlar değildi, sevmeyen olmadı. akışı olsun kurgusu olsun müzikleri olsun izlediğinize değer ottalar ^.^

ao no exorcist

kuniedaoi
sevdiğim bi seridir önce animesini izledim sonra mangasını okumaya başladım. suzuki sanın dediği gibi klasik shounen ama hikaye akıcı, çizimleri de güzel keyifle okunabilecek bir manga yani, şahsen tavsiye ederim ^.^

elfen lied

kuniedaoi
izlediğim ilk animelerden müziğine hayran olmamak elde değil. ayrıca kuramanın şu sözü de çok manidardır
'geçmişteki aptallıkları pişmanlıkla örtmeye çalışmak affedilmezdir'

gintama

kuniedaoi
gintama mükemmeldir müthiştir ama background ister çünkü çoğu animenin, filmin, japonya tarihinin kısacası her şeyin parodisini yapar. kaptırınca da gider. favorilerimdendir ^^

kaichou wa maid sama

kuniedaoi
başlarda çok severek okuduğum ancak sonlara doğru nedense kabak tadını verdiğini düşündüğüm seri. aslında pek çok seriye göre güzel giderken artık usuiden mi bilemiyorum bir monotonluk oluştu ister istemez. halbuki ne güzel misaki sümsük kız karakterlerinden farklıydı. yine de bakıyorum belki toparlar ottalar.

suzuki san

kuniedaoi
her yorumunun altına bence de, aynen yaa, kesinlikle hı hı, lanet griffith falan gibi bir sürü entry girme isteği uyandıran yazar :) bir gün çooook vaktim olduğunda daha uzun cümlelerle değerlendirmelerine katılacağım :)

berserk

kuniedaoi
anlam veremediğim sürükleyici bi özelliği var. aslında bu kadar kanlı ve cinsel ögeler içeren mangaları pek sevmem ama nasılsa bırakamıyorum

o griffith e sövdüğüm kadar kimseye sövmedim ilerde nolur bilmiyorum ama şu an resmen tarifsiz bi kin içerisindeyim

akira kurosawa

kuniedaoi
kurosava, 1936 senesinde japon sinema endüstrisine kısa bir süreliğine ressam olarak girdi. çeşitli filmlerde yönetmen yardımcısı ve senarist olarak çalıştıktan sonra 1943 senesinde 2. dünya savaşı sıralarında ilk filmi olan popüler aksiyon filmi sugata sanshiro'yu filme aldı. savaştan sonra 1948 senesinde drunken angel filmini çekti. bu filmde o zamanlar tanınmayan bir aktör olan toshirō mifune'yi başrolde oynattı. ve yine bu filmle japonya'daki gelecek vaad eden genç yönetmenler arasındaki yerini sağlamlaştırdı. daha sonra bu iki adam birlikte 15 film daha çektiler.
kurosava'nın önemli filmlerden raşamon filminin ilk gösterimi tokyo'da 1950 senesinde yapıldı. film 10 eylül 1951'de venedik film festivali'nde, altın aslan ödülünün sürpriz kazananı oldu. ve sonradan avrupa ve kuzey amerika'da gösterime girdi. bu filmin batı pazarında yakaladığı reklam başarısı ve olumlu eleştiriler japon sineması için bir ilkti. böylece kurusava'nın bu başarısı diğer japon yönetmenlere de uluslararası arenada tanınma olanağı tanıdı. 1950'li yılladan 1960'lı yılların başına kadar kurosava, aşağı yukarı her sene bir film üretti. bunların içinde, ıkiru, yedi samuray ve yojimbo gibi bazı filmler yüksek derecede saygınlık kazandı. 1960'ların ortalarında sonra kurosava'nın daha az verimle çalıştı. ama son zamanlarında yaptığı işlerinden son iki epik filmi kagemusha ve ran ile ödüller almaya devam etti. bunların içerisinde kagemusha filmi için aldığı altın palmiye ödülü de vardır.
1955 senesinde akademi ödülleri'nin verdiği akademi onur ödülü'nü kabul etti. ölümünden sonra asianweek dergisinde "sanat, edebiyat ve kültür" kategorisinde "yılın asyalısı" olarak isimlendirildi ve cnn tarafından "son 100 yılda asya'nın gelişmesine en çok katkıda bulunan insanlardan (beşliden) biri" seçti

alıntıdır.

bilmeli ottalar diye düşündüm ^^

choukakou

kuniedaoi
feng shen jiyi okuduktan sonra manhualara olan ilgim artmıştı -greensan sağolsun- başka neler varmış diye bakınırken bulduğum bi seriydi. tarih, trajedi ve seinen altbaşlıklarını da görünce iyice ilgimi çekti ve 2. bölümde türklerin işin içine girmesiyle tamam dedim okuyorum.

seri, amcası(li shimin) tarafından yönetimi ele geçirmek için tüm ailesi katledilen prenses li changge in intikam için çıktığı yolculuğu konu alıyor. son anda kaçan prenses ölü biliniyor ve tabi ki erkek kılığında yolculuğuna başlıyor. burdan sonra ağırlıklı olarak tarih devreye giriyo. biraz sıkabilir ama ben işin içinde türkler olunca devam ettim ve açıkçası sevdim. hikayenin gidişatı çok çok farklı değil ama konusu zaten okutan şey, çizimleri de çok güzel. sadece çevirisi çok aksıyo ama düzeleceğini umuyorum.

şimdi türkleri nasıl lanse ettiklerinden bahsedecek olursak; tabi ki kötü .d ilk başta bi noluyo yaa gibi tepkiler vermiştim ama sonra mantıklı geldi. göçebe ve savaşçı bi millet olduğumuz ve çinle ne kadar uğraştığımız göz önüne alınınca böyle bir hikaye oluşturulmuş olması şaşırtıcı gelmedi. hikayenin gerçekle bağlantısı olup olmadığını öğrenemedim biraz daha ilerlesin belki bi ucundan tutarız diye düşünüyorum -konudan sapmazsa tabi. içinde romantiklik* isteyen bir grup var-

velhasıl kelam tarihi bir manhua okumak sizi baymazsa bi bakın derim

li changge

kuniedaoi
choukakou manhuasının ana karakteridir. ailesinin tüm yükünü üzerine alan yetenekli çin prensesi. her kahraman kadar klasik bir yönü var tabi ama çok güzel çizildiğini belirtmeliyim çok sık resim çizmem ama ilk bölümde bile olsa bana kendini çizdirten sevdiğim bir karakter :3
0 /