confessions

missgibilawliettsj

rookie - birinci nesil otta

  1. toplam giri 16
  2. takipçi 0
  3. puan 194

danshi koukousei no nichijou

missgibilawliettsj
intama'dan sonra bana iyi gelen anime. ama kesinlikle yerini tutamaz. asla.

üç liseli arkadaşın kısa kısa, adeta birer skeç tadında, saçma sapan maceraları. bir erkek lisesi, herkes sap, biraz da mal, etraflarındaki kızlar (özellikle de kız kardeşleri) acayip atarlı, bir de kendi gençliğime benzettiğim bir edebiyatçı kız var ki evlere şenlik. ne kendince küçük çaplı kahramanlıklara soyunmuş sket dance-vari bir lise animesi bu, ne de yapış yapış romantizmin, üniversitede bile yaşanmayacak cinsten karmaşık ilişkiler ağının ortasında kalmış liselerin animesi. dümdüz, kendi lise yıllarımız gibi, -ama kendi lise yıllarımızın absürt, durum komedisi hallerini düşünün- çoğüzel bir anime. aferin yapanlara.

yine de gintama gibi komedi animesi yok. ona en yakını da ancak ve ancak -o da biraz zorlamayla- arakawa under the bridge olabilir.

yagyuu kyubei

missgibilawliettsj
seiyuu'sundan dolayı çok sevdiğim gintama karakteridir.

tae şimura'ya içten içe yanık olan bu erkek fatma kızımızın oraya buraya dışkı fırlatmayı seven acayip uzun isimli bir maymunu vardır.

ailecek kısadırlar, hatta babasıyla dedesi pamuk prenses'in yedi cücesinden ikisidir desek yeridir. kendisi ailedeki en uzunlardan biridir.

biricik yancısı, ağır sapık tojo ayumu onu devamlı lolita kyafetleri içine sokmak ister, karşılığında kyuubei zavallıyı acıdan şekilden şekile sokar.

tojo ayumu'nun seiyuu'su bleach'ten içimaru gin'in seiyuu'sudur, işbu kyuubei hatun kişisinin seiyuu'su da kuçiki rukia'nın seiyuu'su olduğundan ikisi arasındaki bu ilginç ilişki şahsımı hep eğlendirmiştir. (rukia ile gin arasında geçen meşhur konuşmayı bilen bilir bleach'in ilk sezonlarından)

kendisi kondo'ya tahammül edemese de çok iyi bir ikilidirler. ayrıca zaman zaman kyuubei'nin şinpaçi şimura ile yakıştırıldığı da olmuştur. (bkz:shipping)

karizmanın zirve yaptığı gintama hatunlarından biridir. zaten gintama hatunu olup da karizması zirve yapmayan var mıdır?

goodfellas

missgibilawliettsj
çok iyi filmdir. kesintisiz bir koridorda yürüme sahnesi vardır ki dakikalar sürer ve sinema tarihinde kendi kulvarında bir ilkmiş. çok da güzel bir sahnedir. huysuz kısa boylu italyanların en sevimlisi joe pesci 'nin canlandırdığı karakter göz doldurur. bir nevi kardeşi sayılabilecek aynı yönetmeni ve aynı iki başrol oyuncusunu paylaştığı casino filminden bence daha güzeldir. ama duygu açısından (bkz: scarface) kadar güzel değildir. bu üç filmi aynı entaride anma sebebim de üçünü arka arkaya izlemiş olmamdandır.

aizen sousuke

missgibilawliettsj
karizmanın tozunu attırmışken dibini bulmanın en güzide örneği. dahası yok. sen seireitei'nin canına oku, kendini tanrı ilan et; sonra git kendi isteğinle kelebeğe dönüş. hey yavrum hey. kendi kendini böyle rezil eden başka bir kötü adam yok literatürümde.
o değil de ilk bakışta aşık olduğum anime karakterlerinin başında gelir. ama işte, son formuyla aşkımızı yedi bitirdi. yazık oldu bize.
mangada da hala umutla dört gözle beklenendir.

k project

missgibilawliettsj
vasat üstü anime. çizimleri, animasyonları çok güzel. seiyuu'lar on numara. ama hikaye vasat. krallığın kökenini anlattı ama kralların kökeni havada kaldı. mikoto gibi bir serseri nasıl kral oldu, öğrenemedik. ayrıca shiro'nun çizimleri de çok iticiydi. son birkaç bölümde ortaya çıkardı karizmasını, yoksa vasat altı bir başkarakterdi. ayrıca homra'nın da specter 4'ün de amacı, kuruluşu, geçmişi anlatılsaydı taşlar yerine daha bi' otururdu.

mikoto'nun ölümüne fazla üzülmedim zira kendisinden hoşlanmamıştım. munakata ile geçmişi biraz daha açılsaydı belki daha çok etkilerdi. beni asıl üzen renksiz kralı yok edicem diyerek kendi kendini arada kaynatan shiro oldu. tam da kuroh ve neko ile olan ilişkisi sağlam bir temele oturmuştu ki çocukceğiz b.k yoluna gitti. ağlattı şerefsiz.


bir de dinlediğim en sağlam kapanış şarkıları ilk beşime bodoslama dalan bir kapanış şarkısına sahiptir. vay anasını sayın seyirciler, o ne şarkı yhaaa.

sherlock holmes

missgibilawliettsj
kitaplarını henüz okuyamadığım için utanç duyduğum hayali şahıs

aslında edebiyat çevrelerinde zaten popüler idi ancak polisiye türüne pek itibar etmeyen ben, birkaç ahmet ümit okumuş olmama rağmen türün ağa babası olan bu sir arthur canon doyle karakterini uzun süre göz artı etmiştim. benedict cumberbatch'li versiyonun tumblr'da ne kadar meşhur olduğunu, zerochan'da ve bilumum anime ortamlarında nasıl bir hayran kitlesine sahip olduğunu görünce oturdum izledim. hayatımın hatasını da böylelikle gerçekleştirmiş oldum. ilk iki sezonu birkaç günde tüketip 3. sezon için 1,5 yıl bekleyince, ondan sonra özel bölüm için bir yıl, üstüne yeni sezon için tekrar bir yıl bekleyince bende devreler yandı. artık varsa yoksa fanfictionlar, fanart'lar, yutupta unutulmaz sahneler, hayran yapımı klipler :(

fakat benedict'le yetinmedik elbet, zaten bekleme süresi o kadar uzundu ki arayı başka şeylerle doldurmak elzemdi, o zaman ben de araştırdım. tabii ki karşıma ilk çıkan rdj ve jude law'lı film versiyonuydu ki izler izlemez bum! hayatımın ikinci hatası! rdj'yi hep uzaktan takip etmiş, jude law'ı ise 90'larda kalıp tarihin tozlu sayfalarını gömüldü zannetmiştim. ikisi de filmde yardırmış. ve açıkçası diziyi daha çok sevmeme rağmen film benim zevkime daha uygun: daha karanlık, tarihi bir atmosferi var ve guy ritchie'nin anlatımını seviyorum. onu izleyince yolum başka versiyonlara da düştü: iki tane rus yapımı sherlock izledim, biri yakın zamanda, biri yetmişlerden bir yapım; bir tane kitaplara bire bir uygun çekilmiş dizi versiyonu izledim, üç tane daha film izledim, bütün sherlock'çuların taklitçi diyerek nefret kustuğu elementary'yi bile izledim hatta epey beğendim.

kitaplarını da aldım ama raflarımda beklemedeler, türü sevmediğim için bir türlü elim gitmiyor. yine de bu yaz için kendime söz verdim, elimdekileri bitirip bende olmayanları da derhal satın alacağım. gerçek bir sherlock sevgisi bunu gerektirir.

peki sonuç nedir? evet, hala en iyisi benedict&martin versiyonu. elementary daha amerikan izleyicisine hitap edecek türde bir dizi. rdjude'lu versiyonu sevmeyenler benimle ilişkiyi kessin. biri rus, diğeri ingiliz yapımı olan iki klasik dizi daha emekli anne&babaların harcı olmakla birlikte boş vakitlerde zevkle izlenebilirler. daha yakın tarihli rus dizisi, rdjude'lu film versiyonundan etkilenmiş, o yüzden daha izlenesi. diğer filmler de fena değil (wihtout a clue, the private life of sherlock holmes ve murder by decree) hatta bence benim diyen sherlock holmes hayranlarının mutlaka izlemeleri gereken filmler.

bence sherlock fandom'ının tek eksiği şöyle kallavi bir anime. artık benedict'li versiyonun mu bir uyarlaması olur yoksa daha rdjude'lu verisyona mı yaklaşır yoksa uçmalı kaçmalı bir şey mi olur (zira sherlock hound ve meintei holmes gibi versiyonları var, izlemesem de varlıklarından haberdarım) ama şöyle sağlam bir anime olursa kitleleri peşinden sürükleyeceğinden eminim ki zaten izleyici kitlesi hazır. dahası da arkadan gelir.

sherlock bir derya. bulaşmadıysanız aynen böyle devam edin. bulaşmak tehlikeli.

gintama

missgibilawliettsj
dünyanın en troll animesi olduğundan mart-nisan gibi dönerse şaşırmayacağım animedir. manga yeterince birikti üstelik mangada inanılmaz güzel ve animeye çekilirse büyük reyting yakalayacak arc'lar birbirinin peşi sıra yayımlandı. bunlardan ikisi de sağlam dövüş arc'ı üstelik. biri de güncel bir animenin müthiş bir parodisi. olaylar, olaylar...
mangada ara sıra trolleme amaçlı haberler veriyor sonra çark ediyorlar. ben yine de ciddi ciddi bekliyorum.
gerçi filmin sonunu ilk açılış şarkısı ile yapıp "bizden bu kadar, artık bizi beklemeyin, finito" mesajını da vermediler değil alttan alta ama ben ciddi ciddi ciddi bekliyorum.
umut fakirin ekmeğiymiş, napak...

kurosaki ichigo

missgibilawliettsj
her zamanki gibi abartılan bir başka büyük şonen karakteri.

tite kubo isimli it herif karakter yaratmayı da çizmeyi de çok iyi biliyor. yalnız bu yeteneğini nedense içigo için kullanmayı unutmuş. bazen gözüme çok batıyor çizimleri. ayrıca hödük, duygularını belli etmeyen, içi giderken bile umursamazmış gibi durmak için kasım kasım kasılan hallerine de uyuz oluyorum. üstüne bir de bleach evrenindeki her güçlü saldırıyı illa içigo'ya verme, her büyük düşmanı illa içigo'ya dövdürme hastalığı var ki, ona hiç değinmiyorum. ha, ama tabii bu onu sevdiğim gerçeğini değiştirmiyor. ama seviyorum dediysem bleach'teki "en sevdiğim karakterler ilk 10" listesine biraz zor girer. 9,5'tan 10 filan yani. öyle.

şu baş karakterleri uyuz yaratmayın ya. gintama'yı örnek alın azıcık.

sengoku basara

missgibilawliettsj
efenim, meğersem sengoku basara'da anlatılan dönem, geçen sene izleyip beğendiğim (bkz:brave 10) nam animede anlatılan dönemin bir tık öncesi imiş. yanisi etrafına sonradan brave 10 adını alan on güçlü savaşçıyı toplamış olan sanada yukimura'nın toyluğu ve date masamune ile olan ilişkisinin başlangıcı sengoku basara'da anlatılıyormuş. bilsem sb'yi önceden izlerdim. geçelim.

yukarıda da adı geçen date ve yukimura kişileri, japon tarihinin saygın isimlerinden olup aynı zamanda bu animenin başkişileridir. ayrıca yine japon evlatlarının belli ki hafızasına kazınmış ve benim yine brave 10'den hatırladığım bir sasuke sarutobi kişisi var ki işbu şinobi animede en sevdiğim karakter olup animeyi izleme sebebimdir. ayrıca kendisini kasuga dişisiyle ölümüne ship'lemekteyim, karşı çıkanı çıkışa beklerim.

oldukça gaz bir yapısı bulunan sengoku basara, japonya'nın birleşme sancılarını anlatan bir anime. birbiriyle sürekli rekabet halinde bulunan japon anadolu beyliklerinin nobunaga osmanoğlu tarafından birleştirilmesini ve tek bir sancak altında toplanmasını anlatacakken işler tersine dönmüş, nobunaga bir şeytan olarak gösterilmiş ve beylikler ona karşı birleşip adamceğizin canına okumuşlar. sonra aynı amaçla yola çıkan hideyoşi osmanoğlu'nun da canına okumuşlar. animede anlatılanlar tarihe bu yönüyle biraz ters düşüyor sanki. ayrıca bu japon anadolu beylikleri de bi' iyilikten anlamıyorlar ha, milli birlik ve beraberliği zerre önemsemiyorlar, deyyuslar sizi!

karakterlerin çizimi, birbiriyle ilişkisi, date'nin kırık mı kırık ingilizcesi ve son derece gaz aksiyon sahneleri ile güzel bir anime. filmi için tırt dediler ama henüz izlemediğim için yorum yapamayacağım. ayrıca buradan aynı (bkz:seiyu)'yu paylaştıkları için bir bölümde "let's party!" diyip date masamune'nin parodisini yaparak benim bu animeyi izlememi sağlayan bakufu'nun köpeği çok sevgili hijikata toşiro'ya da sevgilerimi sunarım.

john (bkz:hamiş) watson: yukarıda adı geçen nobunaga ve hideyoşi karaktlerini gintama'nın inanılmaz gırgır bir arc'ından da hatırlıyorum, resmen yerin dibine geçirilmişti milli kahramanlar. tıynetsiz (bkz:gintama)

noragami

missgibilawliettsj
öncelikle kendisini anime aşkım gintama'ya fazlasıyla benzettiğimi ifade edeyim: spoiler'ımsı yorumlar var aşağıda, izlemeyen okumasın. uyarayım da...

gintoki-yato: geçmişi karanlık, serseri görünümlü ama ciddileşince gavurların deyimi ile tam bir badass. korumacı, gırgır, tehlikeli lider. yenir ki bu.
hiyori-şinpaçi: gavurların dediği straight-man. serseri liderinin saçmalıklarına isyan eder ama içten içe ona hayrandır. onun ne kadar tehlikeli bir herif olduğunun farkındadır ama bu tehlikeli olma durumu aynı zamanda bizim straight-man'imizi liderine çeken şeydir. tabii şinpaçi'nin cinsiyeti bu hayranlığın aşka evrilmesine engel ama hiyori için değil.
yukine-kagura: hayvani güçlü ve kendi sorunları olan pre-ergen. geçmişinde bir şeyler yaşadığı belli. azıcık yüz bulsa şımaracak. çoğu kez liderinin ciddiyetsizliklerine o da dayanamıyor ama o da liderine hayran. hatta onu bir aile büyüğü gibi görüyor. straight-man'le de birbirlerini daima destekliyorlar. ayrıca aksiyon söz konusu olduğunda liderinin en birinci yardımcısı.
konu: boş gezenin boş kalfası liderimiz tesadüfler sonucu tanışıp peşine taktığı iki küçümenle para kazanmak için maceradan maceraya atılır. ancak liderin peşinde geçmişinden gelen esrarengiz bir düşman da vardır.
ehe.

golden time

missgibilawliettsj
orda burda toradora 'ya benzetilerek acayip ayıp edilen anime. ama ayıp toradora'ya, buna değil.

bi' kere kız çok itici. ben böylesini görmedim. genel olarak bir ikisi hariç bütün tsundere'leri itici bulurum da bu apayrı bir şey. toradora'da karakter gelişimi çok daha uzun zamana yayılmıştı, derinlemesine işlenmişti de taiga'yı bile sever hale gelmiştik sonunda. bu kızı sevebileceğimi sanmıyorum 6. bölüm itibariyle. zaten daha opening'inden çakmıştım. tek bir karakter üzerine odaklanan opening mi olur? 80'li yılların animesi mi olm bu? opening'i öyle olan animelerden hayır geldiğini hiç görmedim. ama başladık bir kere, bitirmek lazım.

allah'tan yana, çinami ve linda olayı biraz merak uyandırıcı da oradan izletecek. yoksa bu kadar gıcık tsundere + aşırı ezik baş oğlan kombinasyonu çekilir şey değil. ya da artık benden geçmiş böyle seriler. bilemedim

kurosaki yuzu

missgibilawliettsj
kurosaki ailesinin son üyesi, tekne kazıntısı.

bunun bir model üstü var ya bi' de, hani adı karin olan. işte bu ikisi bana göre içigo'nun hayatındaki -hayatta olan- önemli iki kadının evdeki temsilcileri hatta şubeleridir. biri devamlı "oni-çan, oni-çan" diye kafa ütüleyen ve etrafta sevimli sevimli dolaşmaktan başka bir numarası olmayan, "açık renk saç"lı kız, diğeri ise kendi ayakları üstünde duran, erkeksi, sert, tuttuğunu koparan, ciddi mi ciddi "koyu renk saç"lı kız. yani orihime ile rukia. orihime'yi hiç sevmesem de yuzu'yu severim ama. zararsız kız.

uzumaki naruto

missgibilawliettsj
şonen alemindeki en büyük rakibi ichigo kurosaki'ye göre daha iyi düzenlendiğini düşündüğüm karakter. başkişi. oğul.
ichigo "anne anne" diye içten içe ağlayıp dışarıdan da daima somurtarak huysuz ergen anime başkişisi görevlerini eksiksiz yerine getirirken ve bu "anne anne" mızmızlanmalarını sadece rukia'ya o da 100 küsur bölümde bir gösterip içimizi bayarken naruto delikanlı gibi acısını da çeker, kahkahasını da atar. yavrumun şu hayatta bir dikili ağacı yoktur, anası babası göçüp gitmiştir, kankası terk etmiştir, sevdiği kız gönlünü kankasına vermiştir, yaslandığı koca çınar devrilmiştir, köyü yerle bir olmuştur ve içindeki nalet tilki zırt pırt çocuğu ele geçirip hırpalamaktadır ama onun neşesi, hayat enerjisi, hırsı, hayalleri, umutları hiç bitmez. en umutsuz anında dahi "saskeyi kurtarcam, hokage olcam, sakurayı alcam" diye diye ayağa kalkar, yüzümüzü güldürür. halbuki içigo öyle midir? eline kıymık batsa depresyona girer, suratı düşer, içini sel basar, rukia'ya da bize de fenalıklar geçirtir ekran başında. oysa pain belasından sonra köyü nihayet naruto'cuğun değerini anladığında ve onu omuzlarında taşıdığında şahsımı salya sümük ağlatmışlığı vardır. şebektir, salaktır ama candır, canandır, her istediği onun olsundur, yüzü daima gülsündür.
(cefakar anadolu anası tonlaması ile) yıvrıııım, evlatçım, saske'ni de kurtar, hokage de ol ama gül gibi hinata yerine çalı süpürgesi sakura'yı alacak olursan sana ak südümü helal etmem, bilesin. heh.

ishida uryuu

missgibilawliettsj
öncelikle tanım: utanmadan iddia ediyorum ki hayatımın aşkı olan karakterdir. çok anime izledim, çok karaktere bağlandım ama hiçbirini kendisini sevdiğim kadar sevemedim. kendisine ajda'dan hediyem olsun: kimler geldi, kimler geçti hayatımdan; en güzeli senin kadar sevilmedi ~~

sonra: her zaman fazla arka plana atıldığını düşündüğüm karakterdir. belki de konu kendisi olunca tarafsız kalamadığımdandır. ancak gücü tam anlamıyla gösterilmedi, ulqi denen şerefsiz tarafından evire çevire dövüldü, yeri geldiğinde kendisini içigo bile ciddiye almadı. oya ilk çıktığında nasıl da davul zurna duyrulmuştu "son kuinşi, şöyle güçlü, böyle deneyimli yihuuu!" diye. resmen son sezona kadar tırt bir karakter olarak ortalıkta dolaştırıldı. tek sağlam dövüşü mayuri ile oldu, szayel şerefsizinin elinde ise kelimenin tam manasıyla oyuncağa dönüştü. çado denen meksika kırmasının bile işida'dan daha epik dövüşleri oldu be. sen son kuinşi diye o kadar tantana et, içigo'nun yanına bir nevi saske yarat, sonra da kalk bölümlerce yıllarca adamı süründür. şimdiyse, artık rüyasına mı girdi nedir, hop, düşmanın bile adını duyunca ürküp "uuuuu işida uryuu mu, şöyle güçlüdür, böyle büyüktür, bik bik" diye hakkında saygıyla konuşacağı bir kıvama getirmeye çalışıyor it mangaka kendisini. uyan gülüm, sabah oldu. iyi de düşman subayı adını duyunca bile önünü ilikliyor, eyvallah da biz öyle bir numarasını göremedik ya? bir de gitti a harfini yapıştırdı. hiç inandırıcı değilsin, kubo, seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım.

neyse, elbette dut gibi aşığı bir hayran olarak işida'nın son sezonda patlama yapması en çok beni mutlu eder ancak bu içi boş bir patlama. hiçbir inandırıcılığı yok.

final maçına gelince, bence işida ile içigo arasında final maçı öncesi bir hazırlık maçı oynanacak ve dostluk kazanacak. final maçı şerefi de elbette bach'a ait.

ha ama bir son dakika itliği olur da işida'm cennete gönderilirse hiç üşenmeden kubo'nun ağzını yüzünü keser, delikanlı gibi 36 yıl yatarım.