confessions

alovesinceforgotten

rookie - birinci nesil otta

  1. toplam giri 47
  2. takipçi 0
  3. puan 347

world of warcraft

alovesinceforgotten
filmini izlediğim. oyun/kitap, kısacası efsane. oyununu oynamış değilim, ama oynayanlardan filmle oyunun farklı seyrettiğini öğrendim.
film her ne kadar tahmin edilebilir sahnelerle doldurulmuş olsa da efektleri ve bahsi geçen evrenin malum etkileyiciliği sayesinde gerçekten güzeldi.

son sahnede griffinin tepesinden taaa aşağıdaki kadınla acı acı bakışan lothar'a ve şahin gözlerine saygım sonsuz. miyobum diye mi fantastik evrenlerde yaşamıyorum yoksa olm :( gözlüksüz iki adım ötesini göremeyen birinden kahraman olmaz tabi, siz de haklısınız kardeş :'(

another

alovesinceforgotten
korku türünde izlediğim ilk animeydi. güzeldi, hele bazı sahneleri bende bir dönem acayip travmalara sebep olmuştu. biraz tırsayım ama altıma şeetmeyeyim o kadar da değil yani, diyorsanız izlenebilir.

elfen lied

alovesinceforgotten
iki defa izleyip sonunda olanları yine de anlayamadığım anime. kendimi google'lara yahoo'lara atıp harıl harıl araştırmıştım, noldu lan şimdi, diye söylenerek. bir rivayete göre mangasının sonu daha açıklayıcıymış. ben mi? ben bilemiyorum efenim, okumadım

fanservice

alovesinceforgotten
buna sadece anime ve mangalarda değil oyunlarda da rastlayabiliyoruz :d ilk aklıma gelen, heavy rain
belki de bana öyle geliyor ama ben nedense hep erkeklere yönelik olanlarına denk geliyorum. "tercihlerimi sorgulatmayın, yapmayın lütfen böyle şeyler ^-^" deyip görmezden gelmeye çalışıyorum

midorima shintaro

alovesinceforgotten
horoskop yorumlarına takıntılıdır. parmaklarını bandajlar, öyle dolaşır. yanında mutlaka o günün şanslı nesnesini taşır. takao ile ikisinin maçlarda kullandıkları strateji kagami'yle kuroko'nunkine benzer, midorima "ışık", takao "gölge"dir.
aynı zamanda mucizevi bir atmasyon kalemi vardır, bu kalemi kullanarak testlerde salladığınız sorular doğru çıkar. (cidden, öyle bir kalemim olsa işim çok kolay olabilirdi)

live fast die young

alovesinceforgotten
yaşlanmak istemeyen insanların benimsediği düşünce. kırklı yaşlardan sonra bir manada çürüğe çıkma durumu var. zihinsel olarak da bedensel olarak da artık yokuş aşağı gidiyorsunuz. o nedenle bu felsefeyi benimseyen insanlar "ne yaşayacaksam gençken yaşayayım, sonra da öleyim," şeklinde düşünüyorlar.
her yaş güzeldir muhabbetine girmeyeceğim şimdi. her yaş güzel değildir bence. yaşlanmanın güzel bir tarafı yok... ama yine de ölmekten iyidir.

satsuki momoi

alovesinceforgotten
knb'de touou akademisinin menajeridir. rakip takımlar hakkında bilgi edinmekte üzerine yoktur. bu açıdan touou için önemli bir avantajdır kendisi. pembe saçlıdır. çatıdaki rüzgarlı bir günde aomine daiki'nin beyan ettiğine göre "garip" iç çamaşırları giyer. seirin'in koçu riko'ya bir seferinde "doğru söylüyorsun, sadece bir b olsan bile," demiştir.
hakkında tarafsız olabileceğim kısmın sonuna geldik.

benim sinirlerimi hoplatmada cidden becerikli bu kız. "b olsan bile" ne lan? bir de herkesin bu kıza burnu kanar... bu da gider gider kuroko'ya yapışır. kızım kuroko'ya aşıksan çekil aomine'nin kuyruğundan.
kısacası bu karıyı günahım kadar sevemiyorum.
fanfic'in birinde bu kız için "pembe inek" yazmışlardı... nasıl zevk almıştım okurken. hehehehehhhh >:d bence de pembe inek...

sakata gintoki

alovesinceforgotten
kılıcının neden tahtadan olduğunu merak etmiştim. sebebini öğrendiğimde kendisine kanım kaynadı. abuk sabuk konuşmasına, aşırı derecede umursamaz görünmesine ve habire burnunu oynamasına rağmen bu adamı anlayamadığım/açıklayamadığım bir şekilde çok sevdim.
gözleri de çok güzel :3

method of loci

alovesinceforgotten
sinestezya kitabının başkarakteri olan deha da bu yöntemle bir şeyleri anımsıyordu yamulmuyorsam. bu yöntemi kullandığı zaman ezberlediği şeyi tersten de sayabiliyordu, sadece mekanlara tersten gitmesi gerekiyordu zihninde

lucid dreaming

alovesinceforgotten
lucid dream'in ne olduğunu öğrendikten sonra "ben bunu bir deneyim," deyip o günün akşamına lucid görenler var. ben de işte senelerce bunun hakkında araştırma yapıp durayım...
henüz hiç yaşama şerefine nail olamadığım olaydır lucid dreaming. neyi yanlış yaptığımı çözemedim gitti.

angel beats

alovesinceforgotten
aksiyon, komedi, dram, okul ve süper güç içerikli anime. gerçekten çok çok ilginç bir konusu var, ölümden sonraki yaşamı konu alıyor.

4. bölümü yeni bitirdim ve isyancıların yok oluşuyla ilgili bir tahminim var.
isyancılar en başından neden bu dünyada geri diriliyorlar? bence önceki hayatlarında yapmak istedikleri şeyleri yerine getiremedikleri için. bir nevi gözü arkada kalma durumu söz konusu, o nedenle sonraki hayatlarına reenkarne ol(a)mıyorlar. aynı lost'un sonunu bağladıkları gibi yani.
o nedenle, çakma dünyada (ya da belki araf denebilir buraya, neden olmasın) içlerinde kalan isteklerini yerine getirebildikleri zaman yok oluyorlar. yani aslında yok olmuyorlar ama kendi tabirleriyle "su canlısı" olarak reenkarne oluyorlar.
böyle bir izlenime kapıldım ama bilemeyeceğim... daha olayı çözebilecek kadar izlemedim.
ama gitarlı kızı sevmiştim :'( keşke az daha dursaydı...


--anime bittikten sonra gelen edit--

gayet güzeldi. konu olarak, işleniş olarak, karakterler falan hep on numaraydı.
ilgimi çeken hoş ayrıntılar vardı, mesela winding işletim sistemli bilgisayarlar güldürdü :)
müzikleri de çok güzeldi. özellikle 10. bölüm ending müziğine hayran kaldım.
sevimli çizimleri bence çok başarılıydı. birincisi, bu parlak renkli çizimlere rağmen anime gerektiği zamanlarda iç karartıcı olabildi. oyuncak ayılarla korku filmi çekmek gibi bir şey bu. hayran kaldım.
bir diğer nedeni de bu parlak çizimlerin ana fikirle örtüşmesiydi. sonuçta herşey olması gerektiği gibi oldu.

en çok şaşırdığım şey kanade'nin o dünyaya geliş sebebiydi. şok oldum.
veee... bitiş çok iyiydi.
keşke biraz ağlasaydım, nedense ağlamadım, bu sefer de içime bir öküz oturdu.

nakamura sawa

alovesinceforgotten
aku no hananın kafası az biraz uçmuş kızıl saçlı karakteri. cüretkardır, tuhaf obsesyonları vardır. garip tavırlarından ötürü çevre tarafından dışlanmıştır. uzaktan bakıldığında basitçe anormal görünür.
ancak derine inildiğinde ve tavırlarının altında yatan sebepler anlaşılmaya başlandığında insana tokat gibi çarpan biridir.
animede asıl protagonist karakter olmamasına rağmen, ana karakterden daha etkileyicidir. (kısaca ben animeyi bu kız için izledim.)
animede kullanılan garip çizim yönteminden ötürü rotoskop çirkin görünse de mangada gayet normal, güzel bir tipi vardır.

insanları bokkafalılar ve sapıklar olarak ikiye ayırır. bokkafalılar kısaca koyun gibi yaşayan insanlardır. sapıklarsa hayatın tekdüzeliğini yıkabilmek için kötülüğe varan manyaklıklar yapabilecek kişilerdir.
bana ne yazık ki (ve neyse ki) bir bokkafalı olduğumu göstermiştir...

worms world party

alovesinceforgotten
worms world party, windows, playstation, gameboy gibi farklı platformlar için piyasaya sunulmuş turn bazlı bir strateji oyunudur. oyun team 17 tarafından 2001'de geliştirildi (atası olan "worms" ise 1995'te çıkmıştı). ilk zamanlarda oyun 2d idi, ancak daha sonra 3d'si de yapıldı.

oyunu daha önce duymamış ottalar için, wwp'de silah kullanan bir grup solucanı kontrol ediyoruz ve kendi solucan takımımızla karşı takımın solucanlarını alt etmeye çalışıyoruz. diğer strateji oyunlarında da olduğu gibi, insana veya pc'ye karşı oynayabiliyoruz.
solucanlar farklı silahlar kullanarak savaşıyorlar; bazuka, el bombası, dinamit bunlardan bazıları. ayrıca teleport, jetpack ve ninja ipi gibi bazı teçhizatlar da uzakta kalan düşman solucanların yanına kendi raundumuzun süresi dolmadan hızlı bir şekilde gidebilmemizi sağlıyor. burada anlatmayacağım daha başka pek çok silah da maç esnasında size çeşitlilik sağlayarak hem oyunu keyifli hale getiriyor, hem de zeka ve şans faktörlerinin işin içine girdiği heyecan verici stratejik taktiklerin doğmasına imkan sunuyor.

oyunun en cezbedici tarafı, takımımızı çeşitli açılardan özelleştirebilmemiz. her takım için ilginç bir isim seçebiliyoruz, solucanlarımızı adlandırabiliyoruz. ayrıca solucanlarımız maç esnasında komik cümleler kurarak atışıyorlar ve seslerini de biz seçebiliyoruz. worms'ün armageddon gibi çeşitli versiyonlarında solucanlar için güzel kostümler de mevcut.
şimdiye dek yirmiden fazla versiyonu piyasaya sürülen worms'ün çok çeşitli 2d ve 3d varyantları mevcut. onlardan bazılarının playthrough videolarını burada paylaşayım:
worms armageddon: https://www.youtube.com/watch?v=zygj6Mf0FhA
worms clan wars: https://www.youtube.com/watch?v=Oxb2f-PeaNY
worms 4 mayhem: https://www.youtube.com/watch?v=nkuubGuI_Js

xeroderma pigmentosum

alovesinceforgotten
hastalığa sahip olan bireylerin %40'tan azı yirmi yaşını geçebilecek kadar yaşıyormuş. hastalığın farklı formları var, tıpkı diğer genetik hastalıklarda olduğu gibi, daha az ciddi formlarında hastalar kırklı yaşlarına kadar sağlıklı bir yaşam sürebiliyormuş.
...

itazura na kiss

alovesinceforgotten
iliğimi sömüren, ciğerimi solduran anime.


ilk 12 bölümü resmen kotoko'ya söverek geçirdim. hele bir sahne vardı... irie ve chris, kotoko ile kin-chan'a rastlıyordu randevuları sırasında. akşam eve geldiklerinde de tam odalarına girecekken irie kotoko'ya "birbirinize yakışmışsınız" demişti (yüreğime hançeri sapladın kuso yaro, o öyle söylenir mi?). kotoko bir an ne diyeceğini bilemedi, sonra "evet, o malum birileri gibi bana soğuk cümleler kurmuyor çok nazik," dedi.
irie ne dese beğenirsin?
"yokatta "
soğuk herif!
resmen içim yandı. (bkz:bana ne oluyorsa)
dedim işte gurursuzluğun sınırı bu, kotoko. her halta tamam ama bu sefer çok koydu be...
neyse en azından 13. bölümde yuuki sağ olsun az da olsa mutlu olduk... ben ağacın altında kotoko'yu öpen yuuki sanmıştım ^^' ne bileyim, çocuğu öyle pancar gibi görünce... hehehe ^^"

bölüm 14 bitti az önce. çok kötü olmuş be. naoki bildiğin ooc olmuş... ne deseler "wakatte" diyor. omaiwa wakatte nothing naoki snow -,-

bölüm 18 illet gibiydi. arkadaş ne bitmez çileniz varmış. evlendiniz işte yeter artık mutlu olun ulan. eternal düzeyde sap bir birey olmamdan mıdır, nedir, çok garip geliyor bana bu romantik animelerdeki kavuşma sonrası engeller. zaten kavuştunuz işte. daha ne?


---animeyi bitirdikten sonra gelen edit---


genel olarak değerlendirince hoştu ama 12-13 bölümde anlatılabilecek bir senaryonun bu kadar sündürülmesi insanı sıkıyor.
bir de animenin sinir bozucu tarafları vardı, platonik olan herkesin sonunda birini bulup mutlu olması gibi. farklı ortamlarda ille de birinin gidip gidip kotoko'ya aşık olması gibi (naoki harika tamam da kotoko niye bu kadar gözde?)
bir de yirmili yaşlarının ortalarında olan evli bir kadının saçını iki yandan kurdeleyle bağlayıp örmesi gözlerimi kanattı. galiba kör oldum. evet.
yine de kotomi tatlıydı, sevdim veledi. anasına çekmemiştir inşallah...


0 /