confessions

lynettebhelliom

➤ - Moderatör

  1. toplam giri 171
  2. takipçi 2
  3. puan 2392

ikilem oyunu

lynettebhelliom
sakurasara otta yeni soru sormadığından ben de chiinin sorusundan devam ediciğim
istediğin her şeyi yapabilip hiçbirini en iyi şekilde yapamamayı tercih ediyorum hep galiba.. çok sevdiğim bir işi yapmak ve bir şeyi en iyi şekilde yapmak çok cazip de olsa gözüm hep başka şeylere kayıyor bir süre sonra, yetinemiyorum. daralıyorum, bunalıyorum, isyan ediyorum isyan dsdhf.. istediğim her şeyi en iyi şekilde yapmaya kasınca da adeta atomlarıma ayrılmaya başlıyorum bir müddet sonra, pek efficient bir aktivite olamıyor o bakımdan sdffgh en iyisi istediğin her şeyi yeterince yapmaya çalışıp eksik kalan kısımlarla da barışmak olsa gerek sanırım
sarı ışıkta mı daha iyi hissediyorsunuz, beyaz ışıkta mı?


tuttu tutmadı oyunu

lynettebhelliom
ah keşke ya, tam stressiz ve rahat hisseder gibi oluyorum bozacak bir şeyler oluyor mutlaka :/ sevdiğim çok az sayıda akrabamdan birini ani bir rahatsızlıktan kaybettim geçtiğimiz ay.. genel depresyonun üstüne bir de garip anksiyeteler yaşıyorum birkaç haftadır maalesef :')

alttakinin çok denemek isteyip de bir türlü bulamadığı/yapamadığı en az bir uzak doğu yemeği oldu

2

reddit

lynettebhelliom
çok toksik ve kanserojen de olabilecek çok yaratıcı ve hoş da olabilecek bir mecra. insanların wholesome davrandığı subredditler falan epey hoş ve çok yaratıcı memelere epey ilginç ufuklara, bilgilere de ulaşılabiliyor ama bir taraftan da kötü niyetli, ruh hastası tiplerin de epey mesken tuttuğu bir yer. dezenformasyon onaylatmaya, kitlesel histerilere aşırı müsait yapısı sinirimi bozuyor bazen. önüne gelen salak saçma komplo teorisi ayarında fikirlerini mutlak bilgiymiş gibi yazıyor millet de yeterince inandırıcı ve eli yüzü düzgün yazıldıysa buna hemen üşüşüp alkış tutuveriyor birileri de çıkıp bu zaten yanlış olan şeyi yanlış anlayıp alıp bambaşka bir şeye dönüştürüyor al sana içinden çıkılamayacak paradoksal bol safsata salatalı arapsaçı kaos.

netflix'ten anime izleyen insanlar

lynettebhelliom
yüzde yüz katıldığım tespit. netflix çıktı online anime siteleriyle bozulan mertlik artık iyice ele ayağa düştü. Bir de netflix'in genel sunum tarzını da düşününce sinir olmamak elde değil. bakıyorum seçkiye anlayabilmek için en az 2 sezon izlemen gereken serinin ilk sezonu var ikinci sezonu yok, bazı serilerin bazı filmleri var bazı filmleri yok. saçma sapan gelişine gösterime girip kaldırılıyor seriler, bunun izleme sırası var mı, adamlar bunu nasıl takiplicek diye bir mantık yok.. e yeterince bilmeyen kişi de öyle saçma sapan izliyor o yüzden. Çevirilerde de ayrı sıkıntılar gördüğüm oldu. Muhtemelen anime kültürüne yeterince aşina olmayan kişilerin göndermeleri ya da kültürel nüansları tamamen kaçırıp yanlış anlam uyandıran çeviriler yaptığı durumlarla epey karşılaştım..
güzelim serilerin doğru dürüst neyi nasıl izleyeceğini bile tam olarak ayırt edemeyecek izleyicilere işporta stil "böyle bir şey de var bakmaz mısın" ucuzluğunda sergileniyor olması da sinirimi bozmuyor değil. isekai çöpleriyle evalar ergo proxyler yan yana, ne bilem fatelerin yanında çoluk çocuk saçmalıkları falan daha neler yani çıldırırsın. netflix üyeliğimi iptal ettiğime bir kez daha mutlu oluyorum her baktığımda resmen.

daryl dixon

lynettebhelliom
sevdiğimiz beğendiğimiz bir karakterdir kendisi. bayağıdır twd izlemedim gerçi ama son izlediğim yere kadar kendisine karşı büyük bir crushım mevcut idi. başlardaki redneck tavırları biraz sinir bozucuydu gerçi.. hele abisi kafasını ezerek parçalamak isteyebileceğim hanzolukta bir tipti. fakat sonraki tavırlarıyla epey sevgi saygı uyandırmıştı daryl beyefendiciğim.
denyolord abisini kafasını eze eze öldürdüğü sahne epey keyifliydi

mamamoo

lynettebhelliom
çok yetenekli ve sempatik ablalarımız kendileri. Özellikle immortal songs performansları beni çok etkilemişti. solar da, wheein de, hwasa da benim diyen vokali gözü kapalı harcayabilecek kalibrede yetenekli vokalistler, moonbyul da öne çıkan rapçilerden ve söz yazarlarından.. ilk çıktıkları piano man, mr ambiguous dönemlerini ayrı bir seviyordum sanki ama hala daha çoğu işlerini severek takip ediyorum. şarkıları da gayet hoş ama özellikle duruşları ve auraları çok hoşuma gidiyor.. beğeniyoruz seviyoruz kendilerini

tuttu tutmadı oyunu

lynettebhelliom
ehe ebet :3 guilty pleasurelarımdan biri olabilir bu. eski ev arkadaşım gün aşırı fantastik oturuşlarım ve moda terörü çorap-pijama/eşofman kombinasyonlarımın ifşalarını çeker story atardı hatta... seri yapmıştı bunlardan sdgd

alttaki sahlep üstünde bile olsa tarçından pek hoşlanmaz

megurine luka

lynettebhelliom
yıllar önce cosplayini yaptığım karakter.
Sanırım ülkede yapılmış ikinci ya da üçüncü anime conventionıydı. Kafe/bar tarzı bir yerde düzenlenmişti. Benim yaptığım hali orijinal kostüm değil de just be friends klibindeki haliydi gerçi. Bir de anca öyle peruk bulabildiğim için kısa küt saçlı versiyonu olmak durumunda kalmıştım maalesef ama eğlenceliydi yine.. farklı üyelerle önceden haberleşip vocaloid ekibi oluşturup magnet, leia, matroshka falan söylemiştik sahnede. sonra o ekiptekilerin bazısı ünlü cosplayerlar oldular :') Vay be good old dayz.

6

sözlük kültürü

lynettebhelliom
hız ve bir şey öğrenmek ya da ifade etme isteğinin eskiye oranla ciddi anlamda düşmesi kaynaklı olabileceğini düşündüğüm durum. Eskiden ilgimizi çeken bir konuda bilgi sahibi olan kişilerin yorumları bizler için bir şeyler ifade ediyordu. Televizyon kültüründe yetişen insanlar, televizyonun insanlara gösterdiği dünyanın dışıyla ilgili büyük bir merak içerisindeydi.. forumlar ve sözlükler bu etkileşimi veriyordu insanlara, bu yüzden de yüksek oranda talep görüyordu. bunun ciddi bir açık olduğu ortadaydı ve şirketler de bunu değerlendirdiler ve insanların bu isteğini farklı formlara da dönüştürmeye ve daha efektif şekillere kanalize etmeye başladılar ve bunlar üzerinden de ciddi sektörler oluştu. sırasıyla önce bloglar, sonrasında twitch yayınları, youtube kanalları, twitter, instagram postları, "merak" ile gelen kitlenin ulaşmak istediklerini daha nokta atışı, kolay ve tatmin edici şekilde erişilebilir kıldı. E insanları bu kadar kolaya alıştırınca; düşünceye, zaman harcamaya bir şeyler okumaya pek yer kalmamaya başladı. Ki zamanla da insanlar merak ve bilgi konusunda da doyuma ulaştılar çünkü her şeyin gayet rahat ulaşılabilir durumda oluşu sentetik bir güvende ve "bir şeyi bilmek için çaba sarf etmeme gerek yok çünkü erişmek istediğimde yanımda olacağını biliyorum" hissi de veriyor. Eskiden oturup zaman harcadığımız şeyleri öğrenmek için pek o kadar çaba sarf etmeye gerek duymuyoruz.
bunun sonucu olarak da her şey üzerinde düşünülmeksizin hızlıca tüketiliyor ki zaten eskiye nazaran daha hızlı ve çok miktarda da üretiliyor.. Artık bir şeylerin üzerinde konuşmanın eskisi kadar ehemmiyeti yokmuş gibi. ki üretilenler de artık buna göre üretiliyor. bir dizi, film, anime ya da herhangi bir içerik için izleyicinin derinlik, iyi hikaye, hayatın anlamı, harika detaylar, yeni ufuklar falan beklentisi yok artık. kendine yakın tanıdık karakterler kişiler bulabilmek, iyi vakit geçirebilmek, o anlık işe yaraması.. değerlendirmeye gelince de basitçe beğenmek ya da beğenmemek.. bütün mesele büyük ölçüde buymuş gibi. üretimin değeri düşünce kimsenin ince üretesi de gelmiyor.. tüketicinin de uzun uzun paragraf, yorumlar okuyası ya da detaylı derin şeyler izleyesi de yok zaten.. böyle böyle ölüyor yavaş yavaş işte kültürler de...
aslında düşününce atıyorum bi 15-20 yıl önce de pek o kadar yoktu. Geçiş dönemleri de sanırım bize bu "eski güzel günler" illüzyonunu veriyor olabilir. İnternetin ilk yaygınlaştığı dönemlerde internette olan ve bu forumlarda sözlüklerde bulunan kişiler zaten "önüne geleni hızlıca tüketip geçmek isteyecek" kişilerden ayrılan, merak dolu, anlam, detay peşinde koşan kişilerdi... Bu yüzden de bu kişilerin kültürü internetin normuydu. Çünkü nüfusu da ana kontenti de oluşturanlar da bu kişilerdi. O zamanın influencerları böyle insanlardı. Sonrasında diğer normal çoğunluk da internette yerini aldıkça sistemler de onlara göre şekil almış oldu. Çünkü böyle çalışır zaten ister istemez... midnight in paris filmi bunun edebiyat versiyonunu çok hoş bir şekilde ele alıyor. her çağda böyle dalgalanmalar oluyor işte.. kendi çapımızda elimizden geleni yapmak dışında yapılabilecek çok bir şey yok. çoğunluğun vasatlığı her zaman emek zaman harcanılarak elde edilecek şeyleri yutulmaya ya da şekil değiştirmeye zorluyor..
ama ben şu durumda önceki birkaç yıla nazaran biraz daha optimist bakıyorum açıkçası. 1 yıllık evde oturma zorunluluğu ve youtube vs. düzenlemeleri beklediğim ayarda olmasa da bir fark oluşturdu internetin genel talep ve yönelim durumunda. Sözlük kültürünü canlandırmaya yeter mi bilemiyorum ama okuma/yazma kültürüne bir az da olsa geri dönüş bekliyorum şahsen en azından bu önümüzdeki süreçte.
0 /